Alacaklının alacağına kavuşması ve borçlunun da borcunu devlet mahareti ile ödeyebilmesi amacıyla cebri icra hukukuna ihtiyaç duyulmuştur. İcra halk arasında ve uygulamada ilk duyulduğunda iyi bir izlenim bırakmasa da alacaklı tarafın alacağını tahsil için son güvencedir. İcra hukukuna konu olarak bazen çek, senet, bono, poliçe olarak adlandırılan kambiyo senetleri yani kıymetli evraklar yer alırken bazen de fatura, kira alacağı konu olabilmektedir.
Her davanın sonunda mutlaka icra hukukuna ihtiyaç duyulmaktadır. Zira uygulamada kimse davayı kaybettikten sonra yenilgiyi kabullenip ödeme yapmak istemez. Kazanılmış olan davada tahsil için icra takibi çoğunlukla kendisine başvurulan bir hukuk yoludur. Bir tazminat davasında tazminatı almaya hak kazanan taraf, tazminatın tahsili için icra takibi başlatmaktadır. Bir boşanma davasında nafaka alacağının tahsili ya da tazminatın tahsili yanı sıra velayeti verilen çocuğun teslimi için de velayet kararının icrası yolu ile icra takibi yapılmaktadır. Diğer yandan ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasında bir evin satılması gerekirse bu da icra daireleri aracılığı ile yapılmaktadır.
En genel anlamda icra, borçların tahsilinin yanı sıra Mahkeme Kararı gibi ilamların yerine getirilmesinde vasıta görevini yerine getirmektedir. İcra Hukuku borcunu ödeyemeyen veya ödemeyen borçlunun borcunun, alacaklının talebi üzerine, devlet zoruyla cebren taşınır ve taşınmaz varlıklarına el koymak suretiyle karşılanmasını konu etmektedir. Yukarıda zikredilen tüm konular 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile düzenlenmiştir.